Girişuser Başvurusu
Dursun Ali GÖK
 

Tepeleri var ince ince,
Ne güzeldir Belence.
Dağlarına duman çökünce
Hüzün sarmış,
Gelin gibidir Belence...

Favorilere Ekle Göndermek biz E-posta
iletişim: belence_koyu@hotmail.com, ekleyiniz..

Ana SayfaDursun Ali GÖK / Belence Anasayfa / General / Tahrihsel Bilgiler

Tahrihsel Bilgiler

Tarihsel Bilgiler

Köyün yerleşik düzene geçişi 1750-1800 yıllarında olmuş.Yerleşik düzene geçmeden önce iklim şartlarına göre yerlerini değiştiren, geçim kaynakları hayvancılık , yabani meyve ve az miktarda tahıl yetiştirerek geçimini sağlayan az sayıda göçer ailesi yaşıyormuş.Aileler kış aylarında kışın en ılıman geçtiği adlarına "kışlak" dedikleri dağ eteklerinde kurdukları aynı yörede kulübe ayarında bir odalı evlerde tüm aile fertleri birarada yaşıyormuş.Evin duvarları yaklaşık birbuçuk metre yüksekliğinde,taşların arasına çamurdan harç koyarak yapılıyormuş.Ön ve arka tarafına , üst tarafı çatal iki direk dikiliyormuş.Çatının örtüsünü ön direkten arka direğe kadar uzanan adına  yörede "sündürme" denilen dayanıklı bir kalas taşıyormuş.Evin örtüsü balta ile yontulmuş kalın tahtalardan ve soğuk rüzgar girmemesi için "havcar" denilen ardıç ağacının kabukları ile örtülüyormuş.Yaz aylarında yüksek yerlere (yaylalara) hayvanları ve tüm eşyaları ile beraber göç ediliyormuş. Yaz evlerin kimisi kelif(1), kimisi de kıldan dokunmuş "karaçadır" dan oluşuyormuş.Sonbahara doğru yabani meyvelerin bol olduğu bölgelere göçüyorlarmış.

                                           

                           (1)Kelif : kulübe ayarında küçük dağ evi

Buralarda meyve toplayıp yiyorlarmış.Ayrıca kışın yiyecek ihtiyaçları için bu meyvelerden kurutup saklıyorlarmış.Köyün arazi yapısı çoğunlukla dağlık ve kayalık olduğu için buralarda yaşamaya dayanıklı keçi besliyorlarmış.Bunların yazın sütünden yoğurt-ayran yapıyorlarmış.Kışın yemek için tereyağı ve çökelek yapıyorlarmış.Tereyağının tuzlayıp,karınlarda saklıyorlar-

mış.Çökeleği ise keçi derisinde saklıyorlarmış.Bir bakıma keçi, bu yöre insanlarının gıda ve diğer bazı ihtiyaçlarını sağlayan değerli bir varlıkmış.Keçinin kılını eğirip-bükerek kıldan ip yapıyorlarmış.Bu kıl ipten çorap,şalvar,aba kadınlar için etek,çul,çuval ve urgan gibi giyecek ve ihtiyaç malzemelerini yapıyorlarmış, hatta yazları için içinde barınacakları kıl çadırlar dokuyorlarmış.Bu tarihlerde,bu yörelerde ticaret yok denilecek yok denilebilir.Çünkü insanlar dışa kapalı bir göçebe hayatı yaşıyorlarmış.Edinilen bilgilere göre ticari emtia olarak Osmanlı parası mecidiye ve akçenin kullanıldığı  biliniyor.Ama insanlar alışverişlerini takas yolu ile yapmışlar.Ayaklarına sığır gönünden yaptıkları çarıkları giyiyorlarmış.Bu çarıkların dayanıklı olması için altına çam katranı (püse) sürüyorlarmış.

   Aba:Kıl iplikten dokunup pişirilerek yapılmış ceket.

   Karın:Keçinin işkembesinin tabaklanarak yağ kabı yapılması.

   Gön:Sığır cnsi hayvan derisi.

Çok önceleri bu köyün insanları tuz ihtiyaçlarını bazı yerlerden çıkan tuzlu sulardan sağlıyorlarmış.Bu tuzlu suların çıktığı yerlere çorak denir.Bu tipik Osmanlı köyünün,ataları bilinen yerde 400 yıl önce  köyler kurmuşlar.Bu köylerin kurulduğu yerler hala isimleri ile birlikte anılmakta.Köyün daha ılıman olan güneydoğusunda kurulmuş adları:Köyyeri,Birceköyü,Dedebeleği diye hala ismi kullanılan yerler var.Dedebeleğinde çok, yakın tarihe kadar(1970) tahrip edilmemiş çok sayıda Türk mezarı vardır.

Ama maalesef define avcıları tarafından mezarların birçoğu harap edilmiş.Ayrıca şuan 3-4 evin bulunduğu ve ailelerin yaşadığı güneyce mezrasında da eski Türk mezarlığı bulunmaktadır.Bu köyün sınırları içinde Türklerden öncede diğer kavimlerin yaşadığını belgeleyen bazı antik yerleşim yerlerinin duvarlarının kalıntılarına ve ihtiyaçları için kullandıkları kiremitten yapılmış küplere hatta Bizans paralarına rastlanmaktadır.Bu yerlerden birisi Harmanbeleği bölgesinde Topaktaş diye adlandırılan yerdeki antik duvar yıkıları ve taş yığınlarına yanısıra kiremit,tuğla ve küp kırıklarına rastlanmaktadır.Diğer taraftan Çal yöresinde Asar denilen yok edilmiş bir yerleşim yerinin harebelerine hala rastlamak mümkündür.

  Bir rivayete göre Köyyeri denilen mezradaki insanların hepsinin salgın bir hastalıktan öldüğünü,bundan dolayı bu insanların ölenlerini mezara bile koyamadıkları söylenir.Gerçekten burada hiçbir mezar kalıntısına rastlanmamaktadır.Diğer bir rivayede göre bu köyün mezarlığının buraya yakın olan Dedebeliği olduğu söylenmektedir.

   Bugünki adı ile anılan köyün kuruluşu edinilen bilgiye göre 1700 yıllarına rastlamaktadır.Anlatılanlara göre hayvancılıkla geçimini sağlayan köyün bulunduğu yerde ve yaylalarında yaşayan az sayıdaki ailelerden birisi olan  Haylazağa lakaplı bir aile yaşar.Antalya-Serik yöresinde yaşayan aşiretlerden birisinin Elvan isimli oğlu aşireti ile anlaşmazlığa düşer ve obasını, bilinmeyen bir sebepten dolayı terkedip, Toros dağlarından aşıp günler süren yolculuktan sonra tepeleri  birleştiren belenlerin arasında kalmış Haylazağa ailesinin yaşadığı yere gelir.Burası etrafı dağlık,vadilik ve belenlerden oluşan bir yerdir.Elvan,buraya şimdiki adı ile Totobeli olan yerden aşıp gelmiş.Bu yerin etrafı tepeler ve belenlerle çevrilen çukurun içinde bir yer olduğu için Elvanoğlu buranın adını Belence koymuş.Elvan Haylaz Ağa'nın kızı ile evlenir.Köyün kuruluşu bu tarihe dayanmaktadır.

Cumhuriyet'in ilk yıllarında şimdiki adı Ayvalıpınar Beldesi olan o zamanki adı Ayvalı Köyü'nün bir mahallesiymiş.Daha sonra nüfusu çoğalınca ayrılıp, Belence Köyü Muhtarlığı oluşmuş. Belence Merkez , Büyük mahallesi Menteşe , Hacılar Mahallesi , az sayıda evin bulunduğu Menteşeli ailelerden oluşan Çal Mezrası, Güneyce Mezrası , Kocamar Mezrası , Yukarıköy Mezralarından oluşmaktadır.



Yorumlar: 0 Görünümler: 556 [Keçmişi qaydasına sal] Ölçü:7452 bayt
Son dəyiştirən: dursunaligok Dursun Ali Gök 742 gün önce 18.07.2008 19:03:01
GöndərənDaxil

Resimde görülen kodları giriniz 
İsminiz 
E-posta 
Sadece site sahibi görebilir
WWW 

Mövzu

Sən Wiki vəya HTML etiketləri mətində isdifadə edə bilərsiniz.



Suistimal | © Kolobok smiles, Aiwan